"face" — çeviri, telaffuz, dil bilgisi ve örnekler

face, feɪs, feys - yüz; cephe; yüzey

"face" ne demek? "face" kelimesinin çeviri, telaffuz, transkripsiyon ve cümle örneklerini bulun.

«face» ile örnek cümleler

  • Humanity must face the pressing challenges of climate change with urgency and innovation.
    _
    ˌhjuːˈmæn.ɪ.ti mʌst feɪs ðə ˈpres.ɪŋ ˈtʃæl.ɪn.dʒɪz əv ˈklaɪ.mət tʃeɪndʒ wɪð ˈɜːr.dʒən.si ænd ˌɪn.əˈveɪ.ʃən. Hyuumeniti mast feys dı presing çelinciz ıv klaymıt çeync vid örrcınsi end inıveyşın.
    İnsanlık, iklim değişikliğinin acil sorunlarıyla aciliyet ve yenilikle yüzleşmelidir.
    ˌhjuːˈmæn.ɪ.ti mʌst feɪs ðə ˈpres.ɪŋ ˈtʃæl.ɪn.dʒɪz əv ˈklaɪ.mət tʃeɪndʒ wɪð ˈɜːr.dʒən.si ænd ˌɪn.əˈveɪ.ʃən. Hyuumeniti mast feys dı presing çelinciz ıv klaymıt çeync vid örrcınsi end inıveyşın.
  • The face of leadership is changing, with more emphasis on empathy and collaboration.
    _
    Ðə feɪs əv ˈliː.dər.ʃɪp ɪz ˈtʃeɪn.dʒɪŋ wɪð mɔːr ˈɛm.fə.sɪs ɒn ˈɛm.pə.θi ænd kəˌlæb.əˈreɪ.ʃən. Dı feys ıv liidırşip iz çeyncing vid moor emfısis on empıti end kılebıreyşın.
    Liderliğin yüzü değişiyor, empati ve işbirliği üzerinde daha fazla vurgu yapılıyor.
    Ðə feɪs əv ˈliː.dər.ʃɪp ɪz ˈtʃeɪn.dʒɪŋ wɪð mɔːr ˈɛm.fə.sɪs ɒn ˈɛm.pə.θi ænd kəˌlæb.əˈreɪ.ʃən. Dı feys ıv liidırşip iz çeyncing vid moor emfısis on empıti end kılebıreyşın.
  • Facing adversity often brings out a person’s true strength and character.
    _
    ˈfeɪ.sɪŋ ədˈvɜː.sɪ.ti ˈɒf.ən brɪŋz ɑːt eɪ ˈpɜːr.sənz truː ˈstreŋkθ ænd ˈkær.ək.tər. Feysing ıdvörsiti ofın bringz aat e pörrsınz truu strengkt end kerıktır.
    Zorluklarla yüzleşmek, genellikle bir kişinin gerçek gücünü ve karakterini ortaya çıkarır.
    ˈfeɪ.sɪŋ ədˈvɜː.sɪ.ti ˈɒf.ən brɪŋz ɑːt eɪ ˈpɜːr.sənz truː ˈstreŋkθ ænd ˈkær.ək.tər. Feysing ıdvörsiti ofın bringz aat e pörrsınz truu strengkt end kerıktır.
  • He had to face criticism from the public for his controversial decision.
    _
    Hiː hæd tu feɪs ˈkrɪt.ɪ.sɪz.əm ˈfrɒm ðə ˈpʌb.lɪk fɔːr ˈhɪz ˌkɒn.trəˈvɜː.ʃəl dɪˈsɪʒən. Hii hed tu feys kritisizım from dı pablik foor hiz kontrıvörşıl disijın.
    Halka açık kararından dolayı eleştirilere karşı koymak zorunda kaldı.
    Hiː hæd tu feɪs ˈkrɪt.ɪ.sɪz.əm ˈfrɒm ðə ˈpʌb.lɪk fɔːr ˈhɪz ˌkɒn.trəˈvɜː.ʃəl dɪˈsɪʒən. Hii hed tu feys kritisizım from dı pablik foor hiz kontrıvörşıl disijın.
  • They had to face many challenges to reach their goal.
    _
    Ðeɪ hæd tu feɪs ˈmen.i ˈtʃæl.ɪn.dʒɪz tu ˈriːtʃ ðɛr ɡoʊl. Dey hed tu feys meni çelinciz tu riiç der ɡovl.
    Hedeflerine ulaşmak için birçok zorlukla yüzleşmek zorunda kaldılar.
    Ðeɪ hæd tu feɪs ˈmen.i ˈtʃæl.ɪn.dʒɪz tu ˈriːtʃ ðɛr ɡoʊl. Dey hed tu feys meni çelinciz tu riiç der ɡovl.
  • The team must face the reality of budget cuts for the project.
    _
    Ðə tiːm mʌst feɪs ðə ˈriːˈæl.ɪ.t̬i əv ˈbʌdʒ.ɪt kʌts fɔːr ðə ˈprɑː.dʒekt. Dı tiim mast feys dı riielit̬i ıv bacit kats foor dı praacekt.
    Takım, proje için bütçe kesintileri gerçeğiyle yüzleşmeli.
    Ðə tiːm mʌst feɪs ðə ˈriːˈæl.ɪ.t̬i əv ˈbʌdʒ.ɪt kʌts fɔːr ðə ˈprɑː.dʒekt. Dı tiim mast feys dı riielit̬i ıv bacit kats foor dı praacekt.
  • The brave firefighters faced the flames to save lives.
    _
    Ðə breɪv ˈfaɪərˌfaɪ.tərz feɪst ðə ˈfleɪmz tu seɪv laɪvz. Dı breyv fayırfaytırz feyst dı fleymz tu seyv layvz.
    Cesur itfaiyeciler, hayatları kurtarmak için alevlerle yüzleşti.
    Ðə breɪv ˈfaɪərˌfaɪ.tərz feɪst ðə ˈfleɪmz tu seɪv laɪvz. Dı breyv fayırfaytırz feyst dı fleymz tu seyv layvz.
  • She learned to face her fears and overcome them with time.
    _
    Ʃi ˈlɜːrnd tu feɪs hɜːr fɪrz ænd ˌəʊ.vərˈkʌm ðɛm wɪð taɪm. Şi lörrnd tu feys hörr firz end ıuvırkam dem vid taym.
    O zamanla korkularıyla yüzleşmeyi ve onları aşmayı öğrendi.
    Ʃi ˈlɜːrnd tu feɪs hɜːr fɪrz ænd ˌəʊ.vərˈkʌm ðɛm wɪð taɪm. Şi lörrnd tu feys hörr firz end ıuvırkam dem vid taym.
  • The child had a big smile on her face.
    _
    Ðə tʃaɪld hæd eɪ bɪɡ smaɪl ɒn hɜːr feɪs. Dı çayld hed e biɡ smayl on hörr feys.
    Çocuğun yüzünde geniş bir gülümseme vardı.
    Ðə tʃaɪld hæd eɪ bɪɡ smaɪl ɒn hɜːr feɪs. Dı çayld hed e biɡ smayl on hörr feys.
  • His face lit up when he saw the gift.
    _
    ˈhɪz feɪs lɪt ʌp ˈwen hiː sɒ ðə ɡɪft. Hiz feys lit ap ven hii so dı ɡift.
    Yüzü, hediyeyi gördüğünde parladı.
    ˈhɪz feɪs lɪt ʌp ˈwen hiː sɒ ðə ɡɪft. Hiz feys lit ap ven hii so dı ɡift.
  • She washed her face before bed.
    _
    Ʃi wɒʃt hɜːr feɪs bɪˈfɔːr bɛd. Şi voşt hörr feys bifoor bed.
    Gece yatmadan önce yüzünü yıkadı.
    Ʃi wɒʃt hɜːr feɪs bɪˈfɔːr bɛd. Şi voşt hörr feys bifoor bed.
  • Look me in the face when you speak.
    _
    Lʊk miː ɪn ðə feɪs ˈwen ˈjuː spiːk. Luk mii in dı feys ven yuu spiik.
    Bana konuşurken yüzüme bak.
    Lʊk miː ɪn ðə feɪs ˈwen ˈjuː spiːk. Luk mii in dı feys ven yuu spiik.

Sitemizin sunduğu özellikler

face kelimesi «feys» (feɪs) şeklinde telaffuz edilir. Oynat düğmesine basarak face kelimesini bir anadili İngilizce olan kişiden doğru biçimde duyun ve vurguyu aklınızda tutun.

face ile örnek cümleler — kısa ve basitlerinden daha ayrıntılı olanlara kadar. Her cümle anadili İngilizce olan biri tarafından okunur; bu da face kelimesinin gerçek bağlamda nasıl duyulduğunu anlamanıza yardımcı olur.

face için ses antrenörü: kelimeyi bağlam içinde dinleyin, sesi değiştirin ve tekrar sayısını ayarlayın. Düzenli dinleme, bir kelimeyi kalıcı olarak ezberlemek için en etkili yollardan biridir.

face şu anlama gelir: yüz; cephe; yüzey. Transliterasyon «feys», IPA'ya hakim olmadan önce kelimeyi okumaya yardımcı olur. Her cümlenin altında telaffuzu görmek için transliterasyon modunu etkinleştirin.