"lonely" — çeviri, telaffuz, dil bilgisi ve örnekler

lonely, ˈloʊn.li, lovnli - yalnız; ıssız; terk edilmiş

"lonely" ne demek? "lonely" kelimesinin çeviri, telaffuz, transkripsiyon ve cümle örneklerini bulun.

«lonely» ile örnek cümleler

  • The lonely traveler wandered through the desolate landscape, reflecting on his journey and the people he had left behind.
    _
    Ðə ˈloʊn.li ˈtræv.əl.ər ˈwɑːn.dɚd ˈθruː ðə ˈdes.əl.ət ˈlænd.skeɪp rɪˈflek.tɪŋ ɒn ˈhɪz ˈdʒɜːr.ni ænd ðə ˈpiː.pəl hiː hæd left bɪˈhaɪnd. Dı lovnli trevılır vaandɚd truu dı desılıt lendskeyp riflekting on hiz cörrni end dı piipıl hii hed left bihaynd.
    Yalnız gezgin, çorak manzarada dolaşırken yolculuğunu ve geride bıraktığı insanları düşünüyordu.
    Ðə ˈloʊn.li ˈtræv.əl.ər ˈwɑːn.dɚd ˈθruː ðə ˈdes.əl.ət ˈlænd.skeɪp rɪˈflek.tɪŋ ɒn ˈhɪz ˈdʒɜːr.ni ænd ðə ˈpiː.pəl hiː hæd left bɪˈhaɪnd. Dı lovnli trevılır vaandɚd truu dı desılıt lendskeyp riflekting on hiz cörrni end dı piipıl hii hed left bihaynd.
  • In the bustling city, he found himself feeling increasingly lonely, surrounded by thousands yet disconnected from all.
    _
    Ɪn ðə ˈbʌs.lɪŋ ˈsɪt.i hiː ˈfaʊnd ˌhɪmˈself ˈfiː.lɪŋ ɪnˈkriː.sɪŋ.li ˈloʊn.li ˈsəˈraʊn.dɪd baɪ ˈθaʊ.zəndz ˈjet ˈdɪs.kəˈnek.tɪd ˈfrɒm ɔːl. In dı basling siti hii favnd himself fiiling inkriisingli lovnli sıravndid bay tavzındz yet diskınektid from ool.
    Kalabalık şehirde, binlerce insanla çevrili olmasına rağmen giderek daha yalnız hissediyordu.
    Ɪn ðə ˈbʌs.lɪŋ ˈsɪt.i hiː ˈfaʊnd ˌhɪmˈself ˈfiː.lɪŋ ɪnˈkriː.sɪŋ.li ˈloʊn.li ˈsəˈraʊn.dɪd baɪ ˈθaʊ.zəndz ˈjet ˈdɪs.kəˈnek.tɪd ˈfrɒm ɔːl. In dı basling siti hii favnd himself fiiling inkriisingli lovnli sıravndid bay tavzındz yet diskınektid from ool.
  • Being alone does not always mean being lonely; it can also provide time for self-growth.
    _
    ˈbiːɪŋ əˈloʊn dʌz nɒt ˈɔːl.weɪz miːn ˈbiːɪŋ ˈloʊn.li ɪt kæn ˈɔːl.soʊ ˌprəˈvaɪd taɪm fɔːr ˌselfˈɡroʊθ. Biiing ılovn daz not oolveyz miin biiing lovnli it ken oolsov prıvayd taym foor selfɡrovt.
    Yalnız olmak her zaman yalnız olmak anlamına gelmez; aynı zamanda kişisel gelişim için zaman da sağlayabilir.
    ˈbiːɪŋ əˈloʊn dʌz nɒt ˈɔːl.weɪz miːn ˈbiːɪŋ ˈloʊn.li ɪt kæn ˈɔːl.soʊ ˌprəˈvaɪd taɪm fɔːr ˌselfˈɡroʊθ. Biiing ılovn daz not oolveyz miin biiing lovnli it ken oolsov prıvayd taym foor selfɡrovt.
  • After the party ended, I felt lonely with no one around to talk to.
    _
    ˈɑːf.tər ðə ˈpɑːr.ti ˈɛn.dɪd ˈaɪ felt ˈloʊn.li wɪð nəʊ wʌn əˈraʊnd tu tɔːk tu. Aaftır dı paarti endid ay felt lovnli vid nıu van ıravnd tu took tu.
    Parti bittikten sonra konuşacak kimse olmayınca kendimi yalnız hissettim.
    ˈɑːf.tər ðə ˈpɑːr.ti ˈɛn.dɪd ˈaɪ felt ˈloʊn.li wɪð nəʊ wʌn əˈraʊnd tu tɔːk tu. Aaftır dı paarti endid ay felt lovnli vid nıu van ıravnd tu took tu.
  • She didn't want to feel lonely, so she invited her friends over.
    _
    Ʃi ˈdɪd.nt wɑːnt tu fil ˈloʊn.li soʊ ʃi ɪnˈvaɪ.tɪd hɜːr frɛndz ˈəʊ.vər. Şi didnt vaant tu fil lovnli sov şi invaytid hörr frendz ıuvır.
    Yalnız hissetmek istemedi, bu yüzden arkadaşlarını davet etti.
    Ʃi ˈdɪd.nt wɑːnt tu fil ˈloʊn.li soʊ ʃi ɪnˈvaɪ.tɪd hɜːr frɛndz ˈəʊ.vər. Şi didnt vaant tu fil lovnli sov şi invaytid hörr frendz ıuvır.
  • The old house looked lonely without any people living in it.
    _
    Ðə əʊld haʊs lʊkt ˈloʊn.li wɪˈðaʊt ˈɛni ˈpiː.pəl ˈlɪv.ɪŋ ɪn ɪt. Dı ıuld havs lukt lovnli vidavt eni piipıl living in it.
    Eski ev, içinde kimse yaşamayınca yalnız görünüyordu.
    Ðə əʊld haʊs lʊkt ˈloʊn.li wɪˈðaʊt ˈɛni ˈpiː.pəl ˈlɪv.ɪŋ ɪn ɪt. Dı ıuld havs lukt lovnli vidavt eni piipıl living in it.
  • She feels lonely when her friends are not around.
    _
    Ʃi filz ˈloʊn.li ˈwen hɜːr frɛndz ɑːr nɒt əˈraʊnd. Şi filz lovnli ven hörr frendz aar not ıravnd.
    Arkadaşları yanında olmadığında kendini yalnız hisseder.
    Ʃi filz ˈloʊn.li ˈwen hɜːr frɛndz ɑːr nɒt əˈraʊnd. Şi filz lovnli ven hörr frendz aar not ıravnd.
  • On a rainy day, the park looked lonely and empty.
    _
    Ɒn eɪ ˈreɪ.ni deɪ ðə pɑːrk lʊkt ˈloʊn.li ænd ˈɛmpti. On e reyni dey dı paark lukt lovnli end empti.
    Yağmurlu bir günde park yalnız ve boş görünüyordu.
    Ɒn eɪ ˈreɪ.ni deɪ ðə pɑːrk lʊkt ˈloʊn.li ænd ˈɛmpti. On e reyni dey dı paark lukt lovnli end empti.
  • The lonely street was quiet as the sun set.
    _
    Ðə ˈloʊn.li ˈstriːt wəz ˈkwaɪ.ət æz ðə ˈsʌn set. Dı lovnli striit vız kvayıt ez dı san set.
    Güneş batarken ıssız sokak sessizdi.
    Ðə ˈloʊn.li ˈstriːt wəz ˈkwaɪ.ət æz ðə ˈsʌn set. Dı lovnli striit vız kvayıt ez dı san set.

Sitemizin sunduğu özellikler

lonely kelimesi «lovnli» (ˈloʊn.li) şeklinde telaffuz edilir. Oynat düğmesine basarak lonely kelimesini bir anadili İngilizce olan kişiden doğru biçimde duyun ve vurguyu aklınızda tutun.

lonely ile örnek cümleler — kısa ve basitlerinden daha ayrıntılı olanlara kadar. Her cümle anadili İngilizce olan biri tarafından okunur; bu da lonely kelimesinin gerçek bağlamda nasıl duyulduğunu anlamanıza yardımcı olur.

lonely için ses antrenörü: kelimeyi bağlam içinde dinleyin, sesi değiştirin ve tekrar sayısını ayarlayın. Düzenli dinleme, bir kelimeyi kalıcı olarak ezberlemek için en etkili yollardan biridir.

lonely şu anlama gelir: yalnız; ıssız; terk edilmiş. Transliterasyon «lovnli», IPA'ya hakim olmadan önce kelimeyi okumaya yardımcı olur. Her cümlenin altında telaffuzu görmek için transliterasyon modunu etkinleştirin.